Varlığnla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın...
Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda.
Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra.
içimden olmayacak , boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim.
Hani hep kızardın ya 'konuş, konuş, konuş' derdin. haykırabilir miyim şimdi korkaklığını
Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa...?
Aslında alıştırmalıyım kendimi, hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum heryer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin sevilebilmenin yeri; her yer. Zamanı; yaşanan ve gelecektüm zamanlar olmalı, benim için...
Evet sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla, hapsetmeliyim bu anılar sokağına. kopan takvim yaprakları sensiz geçn günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı bırakmalıyım artık.
Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı, hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bu aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun...
Sanki ben hiç senim olmamış, sanki biz hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yenibir şarkı söylemenin vakti. Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,
Sanki ben, hiç senim olmamış gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder